otoritim-logo-white.png

“Time is the longest distance between two places.” by Tennessee WilliamsThe Glass Menagerie, 1945

“Zaman, iki yer arasındaki en uzak mesafedir.”

The Glass Menagerie, Tennessee Williams, 1945

Hafta içi

Sabah

67-sabah.png

Yolda harcanan zamanın %67'si trafik yoğunluğu nedeniyle kayboluyor.

Hafta içi

Akşam

70-aksam.png

Yolda harcanan zamanın %70'i trafik yoğunluğu nedeniyle kayboluyor.

Hafta sonu

Sabah

25-haftasonu-sabah.png

Yolda harcanan zamanın %25'i trafik yoğunluğu nedeniyle kayboluyor.

Hafta sonu

Akşam

59-hsonu-aksam.png

Yolda harcanan zamanın %59'u trafik yoğunluğu nedeniyle kayboluyor.

İstanbul trafik otoritmi Trafipper ve Başarsoft'un katkılarıyla akademisyenler tarafından gerçekleştirilen bir araştıma ve büyük veri analizi raporudur.

 

Bu raporda kullanılan değerler İstanbul içerisinde ana arterlerde meydana gelen hareketlilik artış ve azalışlarını, yaşanan gecikmeler üzerinden açıklamaya çalışır. Bu değerlere; bahsi geçen arterlerde, hareket halindeki yarım milyondan fazla araçtan, coğrafi bilgi sistemleri aracılığı ile toplanan verilerin analiz edilmesi sonucunda ulaşılmıştır. 

Çalışma İstanbul ili sınırları içerisinde belirlediği 120 ana arteri izleyerek kent içi hareketlilik kabiliyetindeki değişimleri incelemekte ve sunmaktadır.

Her hafta

1 günlük mesai

trafikte kayboluyor.

3 cups

Flour

Her iki saatin

1 saat 20 dakikası

trafik.

2 tbsp.

Salt

1½ cups

Butter

 Hafta içi sabah ve akşamlarında 30 km araç kullanan kişiler yaptıkları her seferde 40’ar dakika kaybettiler.

Açık trafikte 20 dakika süren mesafe, sabah ve akşam saatlerinde yaklaşık 1 saat sürdü.

İstanbul ili trafik sıkışıklığı ele alınan rotalar üzerinde sabah 7:00-9:00 ve akşam 18:00-20:00 saatleri arasında trafiğin akış yönüne göre Doğu-Batı ve Batı-Doğu şeklinde iki ayrı ritim ortaya koymaktadır.

 

Yüzde şeklinde verilen değerler seyahat süresi boyunca harcanan zamanın ne kadarının trafik yoğunluğundan kaynaklı olduğunu ifade etmektedir.

Buna göre; 2017 yılında İstanbul arterlerinde hareket eden sürücüler gün içerisinde ortalama 37 km/saat hızla hareket ederek, zamanlarının %54’ünü trafik yoğunluğundan dolayı kaybetmişlerdir. Aynı arterlerde sürücülerin ortalama hızları hafta içi sabah saatlerinde 26 km/saat olarak ölçülmüş ve sabah saatlerinde seyahat eden sürücülerin yolda harcadıkları zamanlarının %67’sini trafik yoğunluğundan dolayı kaybettikleri belirlenmiştir. Hafta içi akşam saatlerinde ise bu değerler daha da artmakta; 22 km/saat ortalama hız ile hareket eden sürücüler, zamanlarının %71’ini trafik yoğunluğundan dolayı kaybetmektedirler.

haftada
1 gün

Hafta içi sabah ve akşamlarında 30 km araç kullanan kişiler yaptıkları her seferde 40’ar dakika kaybettiler. Günde 2 saatlerini harcadıkları trafikte, 1 saat 20 dakika yoğunluktan dolayı harcandı. Haftalık kayıp 7 saate yaklaştı. 

kayıp

2017 yılında çeyreklere ait gecikme oranları sırasıyla: %74, %67, %59 ve %66

olarak ölçülmüştür.

20 dakikalık mesafe için harcanan süreler sırasıyla

76, 61, 49 ve 59 dakika

olarak belirlenmiştir.

2017-all.png

İstanbul’da yaşayanlar hayatlarının ortalama 3,5 yılını şehir trafiğinde yaşanan yoğunluktan kaynaklanan gecikmelere feda ediyorlar.

Bu kişiler Mexico City’de yaşasalardı 5, Moskova’da 4,5 ya da İzmir’de ise hayatlarının 2 yılını şehirdeki trafik yoğunluğundan dolayı kaybedeceklerdi.

Trafik kaynaklı gecikmeler

bir önceki yıla oranla

 

Hafta içi

ortalama %25 olarak artarken,

Hafta sonu

bu artış oranı  %30’lara

yaklaştı.

2017-ocak.png

Çevre ve gürültü kirliliğine neden olması bir yana, şehrin yoğun trafiğinde hareket etmenin beraberinde getirdiği kayıpları tarif etmenin birçok yolu var; mesai kaybı, enerji kaybı, yıpranma ve sağlık problemleri bunlardan bazılarıdır.

 

Ancak asıl kaybettiğimiz birbirimizle buluşma, sevdiklerimiz ile vakit geçirme, üretime katılma ve daha mutlu koşullarda yaşama fırsatlarıdır.

Genel kanının aksine, sorun trafiğin kendisinde değildir. Trafik yarattığı dinamizmin yanı sıra insanlar ve bizi çevreleyen diğer unsurlar ile bağlantıda kalma olanağı sunar. Sorun daha akıllıca davranmamızı sağlayacak bilgi ve çözümlerin yetersizliğinde yatmaktadır.

 

Şehirlerde ortaya çıkan hareketlilik ihtiyacının karşılanması, trafik kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması veya kontrol altında tutulması ancak daha verimli sistemlerin geliştirilmesi ile mümkündür.

 

Akıllı şehirlerin önemli bir bileşeni olarak, akıllı hareketlilik çözümleri, şehirleri yalnızca daha dinamik ve yaşanabilir kılmakla kalmaz; aynı zamanda şehir sakinlerine daha fazla mutluluk ve zaman sağlar.

01/

Dünya nüfusunun yarısında fazlası şehirlerde yaşıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya nüfusunun %54’ünün şehirlerde yaşadığını ve bu oranın yakın bir zamanda daha da artacağını söylüyor.

UN (2016) United Nations, The World’s Cities in 2016

02/

11 yeni megakent

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık olarak her 3 kişiden 2’si şehirde yaşıyor olacak. Nüfusu 10 milyondan fazla olan 30 megakent’e 11 yeni megakent daha eklenecek ve bu megakentler dünya nüfusunun %10’una ev sahipliği yapacak. Yaklaşık 15 milyon kişinin yaşadığı İstanbul da bu megakentlerden birisidir.

03/

İş, ticaret, eğitim, sağlık, kültür merkezi sayılan şehirler

sundukları fırsatların yanı sıra bazı zorluklara ve karmaşıklıklara da neden olurlar.

 

Şehir sakinlerinin yaşam kalitesi ile yakından ilgili olan ve geniş bir yelpazeye yayılan bu zorluklar ve karmaşıklıkların başlıcaları şehir trafiğindeki yoğunluk, hareketlilik kabiliyetindeki düşüş, erişilebilir alanların daralması, çevre kirliliği, enerji israfı, zaman kaybı vb. şekillerde ifade edilebilir.

 

İnsanlar ve bölgeler arası etkileşimin artmasından kaynaklanan hareketlilik ihtiyacı yoğunluklara ve sıkışıklıklara yol açmaktadır.

04/

Hayatın %20'si

ya da her 5 günün 1'i

Araştırmalar şehirlerde çalışanların yaşamlarının %20’sinden fazlasını şehir içi ulaşım için harcadığını ortaya koyuyor. Ulaşım için harcanan süre trafik yoğunluğundan dolayı lüzumsuz artmakta, hem zaman hem de enerji kayıplarına neden olmaktadır.

TRAFİK YOKSA HAYAT DA YOKTUR

 

Bu raporda bahsi geçen değerler İstanbul içerisinde ana arterlerde meydana gelen hareketlilik artış ve azalışlarını, yaşanan gecikmeler üzerinden açıklamaya çalışır.  

 

Başlangıçta belirtildiği gibi trafik bizi çevreleyen insanlar ve diğer unsurlar ile bağlantıda kalma olanağı sunmaktadır. Bu yönüyle hayatidir. Bir şehirde trafik yoksa, hayat da yoktur. 

 

Ancak... Trafik yoğunluğundan kaynaklanan gecikmelerin artması ilişkide olduğumuz insanlar ve unsurlar ile bir araya gelişimizi geciktirmekte, daha zahmetli hale getirmekte ve sonuç olarak hareket etmeden önce, oraya gitmeye değip değmeyeceği ikilemini daha zorlu hale getirmektedir. Burada sorun trafiğin kendisi değil trafik akışındaki aksamalardır. 

 

Uzun zaman önce sosyolog George Simmel’in işaret ettiği gibi değerler, onları elde etmek için katlanılması gereken diğer değerler ile ölçülmektedir. Hareketliliğin maliyetinin yalnızca harcanan zaman ve enerji açısından dahi artması, ölçebildiğimiz ve ölçebileceğimizden daha fazla bir zarara neden olmaktadır. Henüz yeterince sayısallaştırılmayan ve açıklanamayan bu kayıpların ilk sıralarında belki de yoğunluk nedeniyle gidip edinmekten vazgeçtiğimiz ya da aynı şekilde erişim maliyetleri yüzünden ilişkimizin sona erdiği değerler gelmektedir. 

 

Örneğin; hareketlilik zahmetine katlanmaktansa çevremizdeki kolay, çabuk ve sürekli ulaşılabilir ilişkiler, sunulan ürünler, hizmetler, fırsatlar ve yenilikler dışına çıkmamayı giderek daha sık tercih ediyor olmamız önemli kayıplara neden olur. Bu kayıpların büyüklüğünü ve artıp artmadığını anlamak konuyu ancak sosyoekonomik ve sosyokültürel boyutları ile birlikte ele almakla mümkün olacaktır.

 

Hareketlilik problemlerinin ortaya çıkışı ise; yalnızca talep yoğunluğu ya da ulaştırma altyapısı yetersizliği ile ilgili değildir ve bunlarla açıklanamaz. Bunda daha akıllıca ve esnek davranmamızı sağlayacak bilgi ve çözümlerimizin henüz yeterli olgunlukta olmamasının oldukça büyük bir payı olduğu açıktır. Algıladıklarını yorumlayarak bilgi edinen insan, doğrudan algılayamadıklarını ise kaydetmekte ve bundan büyük veri olarak bahsetmektedir. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin bir gereği ve sonucu olarak insanın süreklilik içinde kaydettiği bu veriyi bilgiye ve dolayısıyla faydaya dönüştürme çabası günümüzde büyük veri analitiği olarak adlandırılmakta ve akıllı çözümler vadetmektedir.

 

İşte Otoritim raporu bu bağlamdan hareketle, büyük veri analitiği yoluyla şehrin ana arterlerinin nabzını tutarak şehrin hareketlilik rejimini görünür kılma amacı gütmektedir. Çünkü trafik yoğunluğu adlı çok bilinmeyenli denklemin bir çözümü de daha fazla ve güncel bilgi sahibi olmakla ilgilidir. Yeni fırsatlara dönüşecek bu bilgileri ise yeni hareketlilik servisleri ve grafikleri ile görünür kılmak da yine bu raporun vizyonu ile paralellik taşımaktadır.