Trafik yoksa, hayat da yoktur.

Trafik bizi çevreleyen insanlar ve diğer unsurlar ile bağlantıda kalma olanağı sunmaktadır. Bu yönüyle hayatidir. Bir şehirde trafik yoksa, hayat da yoktur.


Ancak... Trafik yoğunluğundan kaynaklanan gecikmelerin artması ilişkide olduğumuz insanlar ve unsurlar ile bir araya gelişimizi geciktirmekte, daha zahmetli hale getirmekte ve sonuç olarak hareket etmeden önce, oraya gitmeye değip değmeyeceği ikilemini daha zorlu hale getirmektedir. Burada sorun trafiğin kendisi değil trafik akışındaki aksamalardır.

Uzun zaman önce sosyolog George Simmel’in işaret ettiği gibi değerler, onları elde etmek için katlanılması gereken diğer değerler ile ölçülmektedir. Hareketliliğin maliyetinin yalnızca harcanan zaman ve enerji açısından dahi artması, ölçebildiğimiz ve ölçebileceğimizden daha fazla bir zarara neden olmaktadır. Henüz yeterince sayısallaştırılmayan ve açıklanamayan bu kayıpların ilk sıralarında belki de yoğunluk nedeniyle gidip edinmekten vazgeçtiğimiz ya da aynı şekilde erişim maliyetleri yüzünden ilişkimizin sona erdiği değerler gelmektedir. Örneğin; hareketlilik zahmetine katlanmaktansa çevremizdeki kolay, çabuk ve sürekli ulaşılabilir ilişkiler, sunulan ürünler, hizmetler, fırsatlar ve yenilikler dışına çıkmamayı giderek daha sık tercih ediyor olmamız önemli kayıplara neden olur. Bu kayıpların büyüklüğünü ve artıp artmadığını anlamak konuyu ancak sosyoekonomik ve sosyokültürel boyutları ile birlikte ele almakla mümkün olacaktır.


Hareketlilik problemlerinin ortaya çıkışı ise; yalnızca talep yoğunluğu ya da ulaştırma altyapısı yetersizliği ile ilgili değildir ve bunlarla açıklanamaz. Bunda daha akıllıca ve esnek davranmamızı sağlayacak bilgi ve çözümlerimizin henüz yeterli olgunlukta olmamasının oldukça büyük bir payı olduğu açıktır. Algıladıklarını yorumlayarak bilgi edinen insan, doğrudan algılayamadıklarını ise kaydetmekte ve bundan büyük veri olarak bahsetmektedir. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin bir gereği ve sonucu olarak insanın süreklilik içinde kaydettiği bu veriyi bilgiye ve dolayısıyla faydaya dönüştürme çabası günümüzde büyük veri analitiği olarak adlandırılmakta ve akıllı çözümler vadetmektedir.


Trafik yoğunluğu adlı çok bilinmeyenli denklemin bir çözümü de daha fazla bilgi sahibi olmakla ilgilidir. Tarihsel derinlik kazandırılmış büyük veri kümeleri ihtiyaç duyulan bu bilgileri barındırmaktadır. Analitik yöntem ve teknolojileri kullanarak aranılan herhangi bir bilgiye (veya çıkarıma) tüm zamanlardaki en hızlı en verimli yöntemler ile ulaşabiliyor olmak heyecan verici. Aranılan bilgiye ulaşmanın anahtarı ise doğru soruları seçebilmek ile ilgili. Analitik yöntemlerde ve teknolojilerde yaşanan gelişmeler, milyonlarca veri hücresini saniyeler içerisinde analiz edip görselleştirebilme olanağı sağladı. Ancak ne aradığının eninde sonunda halen araştırmacı tarafından biliniyor olması gerekmekte.


Büyük veri analitiği yoluyla şehir arterlerinin nabzını tutarak şehrin hareketlilik rejimini görünür kılmak demek, gecikme ve kayıpların hangi zamanlarda, hangi oranlarda, hangi arterlerde, hangi yönlerde ve ne süreyle oldukları bilgisini sürekli bir biçimde görünür kılmak demektir. Yeni fırsatlara dönüşecek bu bilgiler ise yeni hareketlilik servisleri ve çözümleri üretilmesini sağlar. Çünkü insanoğlu bildikçe gelişir.

Recent Posts

See All

Bize Ulaşın

Ürünlerimiz ve hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için bize ulaşın.

İstanbul, Türkiye

  • Beyaz LinkedIn Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Heyecan Simge
  • Beyaz Instagram Simge

© 2021 by Trafipper Analitik ve Teknoloji A.Ş.